03 Şubat 2017

SAKATLIK OLGUSUNDA HAYIRSEVERLİK: TARİH; SİL BAŞTAN MI?



SAKATLIK OLGUSUNDA HAYIRSEVERLİK: TARİH; SİL BAŞTAN MI?

GİRİŞ

Mağdule Demircioğlu
Alana dışarıdan bakan bir gözlemci, var olan ilişki ve çelişkiler üzerinden orada neler olup bittiğine dair belli bir düşünceye sahip olabilirken, alanın aktörleri açısından durum oldukça karmaşık ve farklıdır. Kendisini çoğunlukla sakatlık alanının bir parçası olarak gören sakat birey -ki bazı durumlarda bunu kabul bile edememektedir- kendi dışındaki alan ile ilişkilerini doğru tarzda algılayamamaktadır. Alanın içinde bir yerde duruyor olmasına rağmen, kendisini kurguladığı dünyanın merkezine koyan öznelliği içinde, dış dünya ile ve onun gerçekleriyle yüzleşmekten kaçınmaktadır. Yanıtlarını, oluşturduğu durumun içselleştirmesi üzerinden vermekte; öngörü, talep ve beklentilerini, bu kurguladığı dünyanın yanılgıları ve yanılsamaları ekseninde oluşturmaktadır. Bu öznel duruşlarla özdeşleştiği bir düzlemde elde edilen verilerin de gerçeği yansıtmayacağı açıktır. Bu sapmanın sadece sakatlara ilişkin bir durum olduğunu düşünmek de yanlıştır. Sorunun diğer aktörleri de benzer yanılgılara sahiptir. Sakatlık sorunuyla ilgili gibi görünen resmi kurumlar, sendikalar, sivil toplum örgütleri vb. de sakatlık alanını tanımamakta, konuyla ilgili yeterli bilgiye sahip olmamakta, geleneksel ön yargıların yarattığı ortamda, sahip olduklarını düşündükleri bilgi düzeyleriyle yargılarda bulunmakta, ortalama fikirler temelinde kesin görüşler ifade etmektedirler.
Bu çalışma, alanın dışında durmaya çalışan bir gözlemcinin -bu her zaman mümkün olmasa da- zaman fonksiyonunu esas alarak, tarihsel dönemler boyunca, kendi yükseliş ve düşüşleri içinde, birbirinin içinden çıkan, hem kendisini hem de karşıtını üreten bir gerçekliğin, sakatlık olgusunun “hayırseverlik” izleği üzerinden kavranmasını bir deneme çabasıdır. Kapitalizmin kendini yeniden üretme mekanizmasının merkezinde yer alan “herkesin bütün nimetlerden faydalanacağı” savında sözü geçen nimetlerden sakatların payına sadece “hayırseverlik” başka bir deyişle sadaka düşmektedir. Buradan hareketle, tarih boyunca var olan üretim tarzlarının, kutsal metinlerdeki düşünce kalıplarıyla nasıl örtüştüğünü açıklamaya çalışacağız.